Aşırı Kilo Nasıl Oluşur?

Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve aşırı kilo oluşumuna neden olmaktadır. Bu durumda yağ dokularının oranı diğer dokulara göre artmıştır. Vücudumuzun normal bir kiloda kalmasını sağlayabilmek için yakabileceğimiz kadar ve doğru besinleri almamız çok önemlidir. Yakabileceğimizden fazla yanlış besin aldığımız zaman fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak birikir ve aşırı kilo ortaya çıkar.


Kilo ile vücudumuzdaki sıvıların pH’ın düşmesi arasında çok yakın bir ilişki vardır. Vücudumuzda pH 7.0’ın altına doğru düştüğünde yani vücudumuz asit tarafa doğru kaydığında kendi bünyemiz yağ dokumuzu tamamen kaybetmemizi engeller. Yağ vücudun asit tamponudur. Tamponlamak; serbest halde bulunan H iyonlarının yani asitliğe neden olan maddelerin zararını azaltmak, etkisiz hale getirmek anlamına gelir. Böylece yağ fazla H iyonlarını zararsız hale getirir. Vücut kendini korumak için kanda dolaşan H iyonlarını bağlayıp depolamak üzere yağı kullanır. Asitlenme arttıkça yağ depolamaya eğilim artar. Yani yağ depoları aynı zamanda vücudumuz da oluşan fazla H iyonlarının da depolarıdır ve bunun sonucunda aşırı kilo oluşur. 

 


CONTRACİT AŞIRI KİLO OLUŞUMUNA NASIL ETKİ EDER?

Hücreler, H iyonu fazla miktarda olduğunda sağlıklı fonksiyon gösteremez. Bu H iyonlarının yani asitlerin bir kısmı yağ depolarındaki hücrelerde depolanır. Sistem kanın pH’ını korumak için bu asitleri depolamaya başlar. Bunun sonucunda aşırı kilo oluşur. 


Asitli bir bünye depolanmış yağlarını yakmak istemez. Çünkü onları enerjiye çevirirken daha fazla H iyonları ortaya çıkar. Ama yeterince alkali beslenerek alkali tamponlama kapasitesini arttırırsak, o yağlardan gelecek asitlenmeyi vücut kolayca nötralize edilebilir ve bu yağları enerji için kullanabilir.
Asitlenmenin insulin duyarsızlığına sebep olması da kilo almayı kolaylaştırır. Aynı miktar besine rağmen insulin miktarı artar ve fazla bu insulin daha çok yağ depolanması emrini verir. Tartıldığınız zaman kilonuz değişmemiş görünse bile beliniz kalınlaşır. Yanlardaki o tutamaçlar ortaya çıkar.
Diyabet (Şeker Hastalığı) insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan, ömür boyu süren bir hastalıktır.


Tip-II diyabet; Eğer insülin hormonu var ama miktarı azsa veya dokularda insüline karşı direnç varsa, bu diyabete de “Tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet)”denir. Genellikle 35 yaşından sonra görülür. 
İnsülin, vücudumuzda midenin arka tarafında bulunan bir organ olan pankreastaki beta hücrelerinde salgılanan bir hormondur. Kandaki şekerin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle kandaki şeker düzeyi de azalmış olur. 


İnsülin hormonu hücrelerin zarlarında bulunan bir kilidin anahtarıdır. Bu anahtar glikozu içeri alan kapıyı açar. İnsülin olmadan hücredeki bu kapı açılamaz ve glikoz içeri giremez. Asitlenme sonucu sertleşen hücre zarlarında bu kilit bozulur ve pankreas bu kilidin açılması için daha fazla insülin üretir.
Kanda artan insülin bir yandan fazla şekeri hücre içine sokmaya çalışırken, bir yandan da bünyeye yağ depolanmasını arttırması yönünde emir verir. İnsülin duyarsızlığı bu şekilde kilo alımına neden olur.
Ayrıca kilo verilirken de asitlenmemeye dikkat etmeliyiz. Diyet yaparken eğer asitli beslenmişsek (bol hayvansal gıda içeren protein diyetlerinde olduğu gibi) hem sağlığımıza uzun dönemde zarar veririz hem verdiğimiz kiloyu kolay geri alırız. Çünkü asitli beslenme, artan H iyonunu depolamak için kolay yağlanmaya zemin hazırlar.


Tüm bunların önüne geçebilmek ve normal kilomuzu koruyabilmek için, vücudumuzun iç ortamını alkali hale getirecek mineral sitrat takviyeleri kullanılmalıdır.