Böbrek Taşı Hakkında

Üroloji pratiğinde en sık rastlanan hastalıklardan biri olan üriner sistem taş hastalığı, insanların genel durumunu ve sosyal yaşamını etkileyen ilk hastalıklar arasında bilinmektedir. M.Ö.4800 yıllara ait Mısır’daki mumyalarda tespit edilen mesane ve böbrek taşları bilinen en erken örneklerdir.

Yaşamsal faaliyetlerimizin devamı için gerekli olan biyokimyasal işlemlerin sonunda oluşan atık maddelerin vücuttan atılma yerlerinden biri böbreklerdir. Böbrek taşları, idrarda çözülemeyen ve atılamayan kristallerin bir araya gelmesiyle oluşur.

İnsanların yaşamları boyunca herhangi bir dönemde taş hastalığı ile karşılaşma ihtimali oldukça yüksektir ve taş hastaları yaşamları boyunca bir defadan fazla taş oluşturur.

Üriner sistem taş hastalığı, vücutta çoğul sisteme etkili olup, bu hastalıkta yapılan tıbbi değerlendirmenin ve tedavinin hedefi olası metabolik hastalığı belirlemek, yeni taş oluşumunu engellemek ve böbrek işlevi korunurken taşa bağlı hastalık oluşumunu da önlemek olmalıdır.

Taş hastalığında risk faktörleri çok çeşitlidir:

1- Kalıtım: Böbrek taşı hastalarının %25’inde aile hikayesi vardır. Ayrıca, böbrek taşı oluşumuna sebep olan birçok hastalık kalıtsaldır (Örn: Ailesel renal tübüler asidoz).
2- Cinsiyet: Erkeklerde 3 kat daha fazla görülür. Sistünüri ya da kronik üriner sistem enfeksiyonlarının sebep olduğu taş hastalığı kadınlarda daha fazla görülür.
3- Soy: Amerika yerlilerinde, Afrikalı ve Amerikalı zencilerde ve gerçek İsrail doğumlularda göreceli olarak nadir görüldüğü bildirilmiş ve öncelikli olarak Asya kökenlilerde ve beyazlarda daha fazladır.
4- Yaş: Üriner sistem taşları en sık 20-40 yaşları arasında görülür.
5- Coğrafya: Sıcak, kurak veya kuru iklimlerde (dağlar, çöl, tropikal) taş insidansı daha fazladır. Coğrafyanın, üriner taş görülme sıklığına ve oluşan taşın cinsine etkisi olduğu rapor edilmiştir.
6- İklim: Coğrafyanın taş oluşumuna etkisi ısı yoluyla olmaktadır. Dolayısıyla yaz mevsiminde taş görülme sıklığı yüksektir. Yüksek sıcaklık terlemeyi artırarak, idrarın yoğunlaşmasına ((konsantresinin artmasına) sebep olabilir. Bu da üriner kristalizasyonu tetikleyebilir. 
7- Meslek: Hareketsiz mesleği olanlarda taş görülme sıklığı yüksek bulunmuştur. Taş insidansı, profesyonel ve yönetici grubunda normalden daha fazla, fiziksel olarak çalışanlarda ise daha az olarak tespit edilmiştir.
8- Vucut Kütle İndeksi / Kilo: Taş görülme sıklığı Vücut Kitle İndeksi (Body Mass Index, BMI) ile doğru orantılıdır.
9- Sıvı alımı: Literatürdeki yaygın bir görüş de, taş oluşumunu artırıcı faktörlerin eşlik ettiği hastalarda, su alımının arttırılması ve dolayısıyla artmış idrar atılımının, üriner taş oluşum sıklığını azalttığı yönündedir.

Kısacası üriner sistem taş hastalığı; Genetik – Metabolik - Çevresel faktörlerin sorumlu olduğu multifaktöriyel bir hastalıktır.

Böbrek taşları, böbreklerin içerisinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu sonucu oluşan maddelerdir. Bu maddeler kristaller halinde böbrekte çökerek ve zaman içerisinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir. Taşlar yer değiştirerek ya da idrar kanallarından aşağı doğru hareket ederek vücuttan atılabilir.  Ancak idrar yolunun herhangi bir yerinde takılarak, idrar akışına engel oluşturan taşlar, genellikle korkulan, şiddetli tipik böbrek ağrılarına yol açmaktadır. 

Böbrek ve idrar yollarında doğuştan veya sonradan meydana gelen ve idrar akımını engelleyen darlıklar bu kristallerin beklenenden daha uzun sürede atılması veya atılamaması nedeni ile, biriken idrarda çökelmesine sebep olmakta ve taş oluşumunu kolaylaştırmaktadır.