Asidik İdrar'ın Böbrek Taşı Üzerine Etikileri

ASİDİK İDRAR TAŞ OLUŞUMUNA NASIL ETKİ EDİYOR?

Böbrek taşı bir tanı değildir; altta yatan metabolik bozukluğun bir sonucudur. Özellikle yöresel beslenme özelliğimizin taş oluşumu üzerine etkisi büyüktür. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, protein ve tuzdan zengin, liften fakir yiyecekler taş oluşumuna zemin hazırlamaktadır.

İnsanların idrarında ürik asitin 2 formu vardır: serbest ürik asit ve anyonik ürat (ürat tuzları, genellikle monosodyomürat).Monosodyum ürat suda serbest ürik asidden 20 kez daha fazla eriyebilir ve normal koşullar altında kristalize olmaz. Ürik asid kristalizasyonunun başlıca nedeni idrarın serbest ürik asitle süpersatürasyonudur( aşırı doyması). İki faktör ürik asitin eriyebilirliğini etkiler: ürik asit konsantrasyonu ve solüsyonun pH’sı . İdrarda ürik asitin eriyebilirliğini etkileyen başlıca faktör idrar pH’sıdır. İdrar pH’ı alkalileştikçe  ürik asit  anyonik ürat’a dönüşür.Anyonik üratların eriyebilirliği idrarda bulunan katyonlar tarafından etkilenir. İdrar pH’ının alkali olması ürik asidden çok daha yüksek oranda eriyebilir monosodyum ürat kompleksinin oluşumunu sağlar. 

Kalsiyum oksalat taşlarının da çözünürlüğü az olduğu için idrarda miktarı arttığı zaman kristal şeklinde çökmeye neden olur. Mineral sitrat takviyeleri ile oksalat kalsiyumdan ayrılıp sitrat ile birleşerek çözünürlüğü yüksek olan kalsiyum sitrat  oluşmasına yardımcı olabilir ve çökmeden çözünür. Ayrıca sitrat idrarı alkalileştirir ve inhibitörlerin optimum çalışmasına yardımcı olur.
Çalışmalarda potasyum sitrat tedavisi sonrasında her iki cinsiyette, tedavi öncesine göre idrar sitrat düzeyinde artma ve idrar ürik asit ve oksalat düzeyinde azalma olduğu saptanmıştır. Rekürren üriner sistem taş hastalığının önlenmesinde geniş kullanım alanı olan potasyum sitrat kemikten mineral kaybını da önlemektedir. Potasyum sitrat, alkali bir yük sağlayarak, asit fazlasının kemik resorpsiyonuna yol açan etkilerini önlemektedir.

Sonuç olarak potasyum sitrat tedavisinin idiopatik tekrarlayan üriner sistem kalsiyum taşlı hastalarda sık görülen net asit yükünü tamponlayarak vücuttaki kemik mineral dengesini olumlu etkilediği, kemik mineral kaybını önlediği ve düşük kemik mineral yoğunluğunda artış sağladığı gösterilmiştir.

Ayrıca magnezyumunda taş oluşumunu önleme de etkisi vardır. Magnezyum atılımının artması, kalsiyum oksalatın iyon aktivitesi sonuçlarını azaltabilmekte ve kalsiyum fosfat kristallerinin büyümesini baskılayabilmektedir. Magnezyum derişiminin artması ile, sitrat atılımının arttığına ilişkin gözlemler de vardır (Schwartz BF ve ark., 2001). Magnezyum, çeşitli kalsiyum fosfat kristal evreleri arasındaki dönüşüm için de önemli kabul edilmektedir. Dolayısıyla, idrarda magnezyum konsantrasyonunun yüksek olmasının, brusit oluşumu riskini azalttığı düşünülmektedir. 

Özetleyecek olursak, asitlerin çoğu böbreklerden atıldığı için yüksek asitli idrar üriner sistem taşlarının oluşumuna neden olur. İdrar asitliği (Ph’ı) bize vücuttaki asit yükü hakkında bilgi verir. Böbreğin kapasitesini aşan asit kalsiyumla birleşmekte ve tuz oluşturmaktadır. Kalsiyum ve asidin bir araya gelmesinden oluşan tuzlar depolanarak böbrek taşlarının oluşmasına neden olmaktadır.  

(Prevention of spinal bone loss by potassi,um citrate in cases of calsium urolithiasis)
(Title: Roles of diets and dietary factors in the pathogenesis, management and prevention of abnormal serum uric acid levels)
(Effect of Potassium Magnesium Citrate and Vitamin B-6 Prophylaxis for Recurrent and Multiple Calcium Oxalate and Phosphate Urolithiasis)