Kemik Erimesi Nasıl Oluşur?

Kemik erimesi geçmişten beri rastlanılan çok eski bir hastalık olmasına rağmen son zamanlarda görülme sıklığının artmasıyla beraber gündeme gelmektedir. Modern yaşamın koşulları ve beslenme alışkanlıklarımız kemik erimesi sıklığını gün geçtikçe arttırmaktadır. Kemik yoğunluğundaki azalma erken fark edilirse ve gerekli önlemler alınırsa, yani risk faktörleri ortadan kaldırılır veya en aza indirilirse osteoporoz önlenebilir.

 

Değişen beslenme alışkanlıklarımızın sonucu olarak, günümüzde vücudumuzda asitliğin artması kemiklerimizde kalsiyum kaybına neden olmaktadır. Kan ve vücut sıvılarında asitliğin, beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak artması sonucu, bu seviyenin normalize edilmesine yönelik vücut dinamiği, kanda bulunan kalsiyum ve diğer alkali mineralleri bu denge dışı hiper asiditeyi nötralize etmek için kullanmak zorunda bırakmaktadır. Asitlenmenin artması sonucu, normalizasyon mekanizmalarının başında vücutça geliştirilen ve termodinamik dengelerin doğası olarak en düşük enerji seviyesinde kullanılabilen, başta kalsiyum olmak üzere serbest pozitif iyonlar kullanılarak, nötralizasyon gerçekleştirilir. Eğer serbest pozitif iyonlar tüketilirse, bu kez kemik ve dişlerde bulunan ve yapı ile bütünleşik kalsiyum iyonları kullanılmaya başlanır. Çünkü şu bilinmelidir ki kanın asitlik değeri her koşul altında sabit olmalı ve pH değeri 7.4 seviyesinde tutulmalıdır. Bu nedenle asitlik seviyesini nötralize etmenin sonucu kemik ve dişten tüketilen kalsiyum, osteoporozitenin temel nedenidir.
 

Asitlenme sonucu pH’ımız fizyolojik pH’ın altına düştüğünde kemik yıkımını sağlayan osteoklast hücreleri güçlü ve tam aktivite gösterir. Fizyolojik pH da denge halinde olan kemik yapım ve yıkımı, pH düştükçe kemik yıkımını hızlandırır. Osteoklast hücrelerinin tam aktivite göstermesi sonucu, kemiklerde çukurlaşmalar meydana gelir ve osteoporoz oluşur.


Osteoporozu önlemede en önemli iki faktörden biri güçlü bir kemik oluşumunu sağlamak, diğeri ise kemik kaybını önlemektir. Eğer başlan­gıçta kemikler güçlü ise kayıp başladığında daha az sorun yaşanır. Yaşam boyunca kemik hücreleri sürekli olarak yapılır ve yıkılır. Yapım ve yıkım yaşa ve bireyin fizyolojik durumuna göre değişir. Büyümenin hızlı olduğu çocuk ve ergenlik sürecinde kemik oluşumu, kaybından fazladır. Kemikte en hızlı büyüme doğumdan yaklaşık 20 yaşına ulaşana kadar oluşur. Kemik mineral yoğunluğu, 12-40 yaşları arasında en üst düzeye ulaşır. Kemik kaybı ise 30-40 yaşlarında başlar ve yaşam boyu devam eder. Kadınlarda meno­pozdan sonra östrojen düzeyindeki azalmaya bağlı olarak, kemik kayıp hızı önemli ölçüde artar. Bu dönemde idrarda kalsiyum atımında artış, bağırsaklardan kalsiyumun etkin olarak emilmesindeki azalma, kemik kaybının nedenlerindendir.

(Acidosis Inhibits Bone Formation by Osteoblasts In Vitro by Preventing Mineralization)

 

CONTRACİT KEMİK ERİMESİNE NASIL ETKİ EDİYOR?

Vücut sıvılarımız doğal halleriyle hafif alkalidir. Vücudumuz bu doğal değeri korumak için metabolik işlemler ve günlük beslenme sonucu vücut sıvılarında oluşan H iyonunu, alkali minerallerle doğru oranlarda birleştirip, onları nötr hale getirerek dengeleme yapar. Yüksek miktarda protein alınmasıyla birlikte ya da değişen beslenme koşulları dolayısıyla, vücudumuzda H iyonu miktarı artmakta ve idrar pH’ını asitleştirmektedir. Kemik erimesi oluşmaması için kemik sağlığını koruyan kalsiyumdan zengin gıdalar tüketmek ya da alkali ortamı sağlayarak kemiklerden kalsiyum çekilmesini engellemek gerekir. Alkali beslenme ve alkali yaşam vücudun dengesini doğal halinde korumasına yardımcı olur.
 

Asidozun neden olduğu bir diğer kemik sorunu da kemik kırılmalarıdır. Osteoblast alkalen fosfataz enzimi düşük pH’da güçlükle inhibe edilir. Osteoblast’lardaki 100 nm çapındaki alkalen fosfataz ve diğer enzimleri içeren veziküller ekzositoz yoluyla hücrenin çevresine verilir. Çevreye verilen veziküller matriks içinde yırtılınca ortamda mineral çökmesi için gereken enzim yoğunluğu sağlanmış olur ve mineral çökmesi başlatılır.  Azalmış pH’la artan enzim etkinliği sonucu mineralizasyon artar ve olması gerekenden daha sert kemikler (cam yapısına benzer) meydana gelir. Bunun sonucu olarak en ufak bir darbe de kemik kırıkları oluşur. Bunu engellemek için alkali ortamı oluşturacak mineral sitrat kompleksleri kullanılmalıdır.
 

Vücudumuzda artan bu H iyonlarını dengeleyebilmek için kemiklerden kalsiyum çalındığını ve kalsiyumla birleşerek H iyonlarının etkisiz hale geldiğini söyledik. Peki bu H iyonlarının fazlası ne oluyor? Sistem kanın pH’ını koruyabilmek için bu asitleri depolamaya başlar. Çünkü kanın pH’ında ki minicik bir değişiklik bile, ölüme neden olabilir. Bu fazla H iyonlarının yani asitlerin bir kısmı yağ depolarındaki hücrelerde depolanır. Bunun sonucunda aşırı kilo oluşur.

(Acidosis Inhibits Bone Formation by Osteoblasts In Vitro by Preventing Mineralization)

(Role of bone in regulation of systemic acid-base balance)

(The Alkaline Diet: Is There Evidence That an Alkaline pH Diet Benefits Health?)